İran’daki Protesto Gösterileri: Ateş Kimin Elinde?

Yazar: Ozan Önel

ÖZET

Bu yazı, Kamu Politikası, Devlet Yönetimi ve Toplumsal Gelişim Merkezi (KAPDEM) için kaleme alınmış olup, 2025 yılının sonuna doğru İran’da derinleşen ekonomik kriz ile bu krizin tetiklediği toplumsal ve siyasal huzursuzluğu değerlendirmektedir. İlk bölümde, İran Riyali’nin ABD doları karşısında tarihî seviyelerde değer kaybetmesi, artan hayat pahalılığı ve yükselen işsizlik oranlarının, özellikle büyük şehirlerde esnaf öncülüğünde başlayan protestoları nasıl tetiklediği ele alınmaktadır. Ekonomik taleplerle ortaya çıkan bu gösterilerin, kısa süre içerisinde esnaflar, öğrenciler, kadınlar ve işsizlerin katılımıyla daha geniş bir toplumsal tabana yayıldığı ve giderek siyasal içerikli taleplere evrildiği vurgulanmaktadır.

İkinci bölümde ise, İran’daki ekonomik krizin yalnızca piyasa seyriyle açıklanamayacağı, uzun süredir devam eden yapısal ekonomik sorunlar, uluslararası yaptırımlar ve bölgesel güvenlik ortamındaki sertleşmenin krizi derinleştiren temel unsurlar olduğu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, İsrail ve İran arasında 12 gün süren savaş savunma harcamalarını arttırmış; İran’da kamu kaynaklarının sosyal ve ekonomik alanlardan güvenlik önceliklerine kaydırılmıştır. Artan güvenlik harcamalarının, refah politikalarının daralmasına ve ekonomik belirsizliğin kronikleşmesine zemin hazırladığını ifade etmek yanlış olmayacaktır.

Bu yazı ayrıca, zorunlu başörtüsü uygulaması ve kadınların gündelik yaşamına yönelik kısıtlamaların, Mahsa Amini’nin 2022 yılında polis nezaretinde hayatını kaybetmesinden bu yana toplumsal hafızada kalıcı bir kırılma yarattığını ortaya koymaktadır. Ekonomik krizle eş zamanlı olarak bu tür sembolik ve gündelik yaşamı doğrudan etkileyen uygulamaların, devlet ile toplum arasındaki gerilimi daha da artırdığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede başörtüsü meselesinin, yalnızca kültürel veya ahlaki bir tartışma alanı olmaktan çıkarak ekonomik adalet, özgürlük ve eşitlik talepleriyle iç içe geçen siyasal bir sembole dönüştüğü vurgulanmaktadır.

Araştırmacı-yazar ve KAPDEM Proje Koordinatörü Ozan Önel, bu çalışmada İran’da yaşanan gelişmelerin geçici bir ekonomik dalgalanmanın ötesinde, siyasal meşruiyet krizi, genç nüfusun artan talepleri ve toplumsal hareketlerin çok katmanlı yapısıyla ilişkili uzun erimli bir dönüşüm sürecine işaret ettiğini savunmaktadır. Kısa vadeli güvenlikçi önlemlerin, orta ve uzun vadede devlet ile toplum arasındaki güven krizini derinleştirme potansiyeline sahip olduğu değerlendirilmektedir.

İran’daki Protesto Gösterileri: Ateş Kimin Elinde?

1.Giriş

2025 yılını bitirirken İran, ekonomik krizle birlikte gelen sosyal huzursuzluğun yükseldiği kritik bir eşikten geçiyor. Ülkenin ulusal para birimi İran Riyali (İran Tümeni), ABD doları karşısında tarihinin en düşük seviyelerine geriledi. Bu durum, halkın temel geçim koşullarını zorlaştırarak büyük şehirler başta olmak üzere geniş çaplı protestolara yol açtı. Bu sert düşüş, İran’ın uzun süredir yaşadığı kronik döviz dengesizliğinin ve yapısal ekonomik sorunların bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle Tahran’ın merkezi ticaret bölgelerinde esnaflar dükkanlarını kapatarak bu durumu protesto etti. 28 Aralık 2025, Pazar günü iki büyük cep telefonu satış pazarında başlayan bu protestolar başkent Tahran’dan diğer şehirlere yayılmaya devam ediyor. Isfahan, Şiraz, Meşhed, Hemedan ve Keşm dâhil pek çok büyük kente yayılan protestolar büyüyerek sürmektedir. Büyük kentlerin yanında protestolar bazı köy ve kasabalarda da görülmektedir.  Bu denli hızla yayılan protestolar toplumsal öfkenin boyutu göstermektedir.

Esnafın ekonomik talepleriyle başlayan protestolar, daha geniş bir hoşnutsuzluğu da yansıtmaya başladı. Bazı gösterilerde hükümet politikalarına yönelik eleştiriler ve rejime karşı daha genel talepler duyulurken, öğrenciler ve diğer gruplar da gösterilere katıldı. Ekonomik talepli sloganların yerini hükümet karşıtı sloganlara bırakmaya başladığı görülmektedir.

İran yönetimi ilk başta süreci kontrol altına almaya çalışsa da protestoların boyutu ve yayılması, hükümeti daha temkinli bir tutuma sevk etti. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, protestocuların taleplerinin ‘haklı’ olduğunu belirterek İçişleri Bakanına diyalog kurma talimatı verdiğini duyurdu. Bu, ekonomik taleplerin siyasal taleplere dönüşme riskini azaltmaya yönelik bir adım olarak yorumlanabilir.[1] Ek olarak, Mesud Pezeşkiyan, İran Merkez Bankası Başkanı Muhammedreza Farzin’in istifasını kabul ettiğini açıkladı. Pezeşkiyan, Farzin’in yerine eski Ekonomi ve Maliye Bakanı Abdolnasser Hemmati’yi atadı.[2]

Protestolara destek veren ABD yönetiminde; ABD Dışişleri Bakanlığı X hesabında yapılan açıklamada; ABD’nin, yıllarca süren başarısız politikalar ve ekonominin kötü yönetilmesi nedeniyle “onurlu bir yaşam ve daha iyi bir gelecek” arayanların yanında olduğu belirtildi.

İran hükümeti soğuk havayı ve enerji tasarrufunu gerekçe göstererek okul, banka ve kamu kurumlarının tatil olacağını duyuran bir açıklamada bulunmuştur. Bu durum protestoların ivme kazanmasını engellemeye yönelik atılmış bir adım olarak yorumlanabilir. Protestolar kısa süreli eylemler ile sınırlı kalmadığı için bu durum, devletin kriz yönetim kapasitesinin toplumsal meşruiyet açısından zorlandığına işaret etmektedir. Hükümet yetkililerinin yaptığı ‘geçici zorluklar’ ifadesi halk tarafında ikna edici bir söylem olarak değerlendirilmemektedir. Protestoların kesintisiz biçimde sürmesi ve büyümesi, İran yönetimini giderek daha sert güvenlik önlemleri almaya sevk etmektedir. Takip ettiğimiz açık kaynaklı haberlerde, özellikle üniversite çevreleri ve merkezi kent alanlarında güvenlik güçlerinin plastik mermi ve göz yaşartıcı sprey kullandığı, protestoların örgütlenmesinde etkili olduğu değerlendirilen öğrenci liderlerine yönelik gözaltı uygulamalarının yaygınlaştığı aktarılmaktadır. Bu tür müdahaleler, kısa vadede sokak hareketlerini kontrol altına alma amacı taşımaktadır. Güvenlikçi yaklaşımın artması, protestoların yalnızca bastırılmasına değil, aynı zamanda taleplerin daha radikal ve siyasal bir dile evrilmesine de zemin hazırlayabilecek bir dinamik olarak öne çıkmaktadır.

2.Ekonomik Krizin Nedenleri ve Toplumsal Sonuçlar

İran’da son yıllarda yaşanan ekonomik buhran, riyalin dolar karşısında tarihî seviyelerde değer kaybetmesiyle görünür hâle gelmiştir. Bu tabloyu tabi ki yalnızca piyasa dinamikleriyle açıklamak eksik kalır. Ekonomik kırılganlıklar, uzun süredir devam eden yapısal sorunların, uluslararası yaptırımların ve giderek sertleşen bölgesel güvenlik ortamının üst üste binmesiyle derinleşmiştir. İran halkındaki huzursuzluğu besleyen bir diğer önemli faktör ise bölgedeki jeopolitik gerilimler olmuştur. Bu ekonomik tablo, İsrail ile İran arasında son dönemde tırmanan doğrudan ve dolaylı çatışmalar bağlamından bağımsız düşünülemez. Bu konunun detayları için İran-İsrail çatışmalarına yönelik Kamu Politikası, Devlet Yönetimi ve Toplumsal Gelişim Merkezi (KAPDEM) için Ağustos 2025’te kaleme aldığım “İran-İsrail Geriliminin Sonuçları: Yapısal Dinamiklere Etkileri[3] yazımı inceleyebilirsiniz. İran ve İsrail arasındaki 12 günlük bu çatışma, İran’ın stratejik önceliklerini sanayiye ve kamu hizmetlerine değil, savunma ve güvenliğe kaydırmasına zemin hazırlamıştır ki bu da kamu kaynaklarının dar bir ekonomik havuzda daha da gerilmesine yol açmıştır. Bu durum, zaten kırılgan olan ekonomide refah harcamalarının daralmasına, yatırımların ertelenmesine ve dış ticarette belirsizliğin artmasına neden olmaktadır.

Ayrıca, zorunlu başörtüsü uygulaması ve kadınların giyimlerine yönelik yasaklar, Mahsa Amini’nin 2022’de polis nezaretinde hayatını kaybetmesinden bu yana toplumsal hafızada derin bir kırılma noktası olarak varlığını sürdürmektedir. Ekonomik sıkıntıların arttığı ve protestocuların sokağa çıktığı bir dönemde, bu tür sembolik ve gündelik hayatı doğrudan etkileyen konular devlet ile toplum ilişkilerindeki gerilimi daha da artırmaktadır. Ekonomik temelli çıkan protesto ise yönünü rejime çevirmektedir. Bu süreçte takip ettiğimiz kadarıyla protestocular arasında, her geçen gün daha fazla kişinin ‘özgürlük, ‘eşitlik’ ve doğrudan rejim değişikliği talebi içeren sloganlar attığını izlemekteyiz.

Ekonomik sorunlar sebebiyle artan işsizlik, hayat pahalılığı ve sosyal hareket alanının daralması, halkın taleplerini daha siyasal bir zemine taşımaktadır. Bu nedenle de başörtü meselesi yalnızca kültürel ve ahlaki bir tartışma değil, ekonomik ve sosyal adalet taleplerinin de bir parçası hâline gelmiştir. Protestocular içerisine öğrencilerin, kadınların ve işsizlerin katılması, taleplerin çeşitlendiğini bizlere göstermektedir.

Ekonomik kriz, İsrail-İran gerilimi nedeniyle artan güvenlik söylemi ve zorunlu başörtüsü gibi gündelik yaşamı doğrudan etkileyen olaylar, muhalefetin farklı başlıklar altında birleşmesine zemin hazırlamaktadır. Bu durum, İran’daki toplumsal hareketlerin artık tek bir meseleye indirgenemeyecek kadar çok katmanlı olduğunu bizlere göstermektedir. Saymış olduğumuz başlıklar kesinlikle birbirinden bağımsız bir şekilde düşünülemez. Bu değerlendirmeler, yalnızca ekonomik sorunlara değil, aynı zamanda siyasi meşruiyet krizine, genç nüfusun artan taleplerine ve devletin meşruiyetini yeniden tesis etme çabalarına işaret etmektedir. Bazı kaynakların ifadelerine bakınca, mevcut atmosferin 1979 İran Devrimi’nin olgunlaştığı zemini yeniden oluşturabileceğine dair bir havayla benzerlikler taşıdığını öne sürdükleri görülmektedir. İnternet kısıtlamaları, gözaltılar ve sert polis müdahaleleri, kısa vadede sokak hareketlerini bastırsa da orta vadede devlet ile toplum arasındaki güven krizini derinleştirdiği geçmiş örneklerinde de görülmektedir.

3.Sonuç

İran’da 2025 yılının sonuna doğru şekillenen tablo, İran’da bugün solunan atmosferin yalnızca geçici bir kriz dönemine değil, uzun vadeli bir siyasal ve toplumsal dönüşüm eşiğine işaret ettiği söylenebilir. Döviz krizinin tetiklediği hayat pahalılığı ve işsizlik, yalnızca ekonomik hoşnutsuzluğu değil, aynı zamanda siyasal meşruiyet tartışmalarını da görünür kılmıştır. Esnaf öncülüğünde başlayan protestoların kısa sürede farklı toplumsal kesimleri içine alması, İran’daki toplumsal huzursuzluğun geniş bir tabana yayıldığını bizlere göstermektedir. İran halkının değişimi istediği aşikardır.

Bu süreçte ekonomik sorunlar, bölgesel güvenlik gerilimleri ve gündelik yaşamı doğrudan etkileyen zorunlu başörtüsü uygulaması gibi başlıkların birbirini besleyen dinamikler hâline geldiği görülmektedir. Devletin şu an ki yaklaşımıyla taleplerin daha siyasal ve radikal bir dile evrilmesine zemin hazırlayabileceği söylenebilir.

Sonuç olarak İran’da bugün ortaya çıkan atmosfer, ekonomik, toplumsal ve siyasal sorunların iç içe geçtiği kırılgan bir döneme işaret etmektedir. Bu bağlamda İran’daki protestolar, yalnızca ekonomik taleplerin ifadesi değil, aynı zamanda toplumun yönetime dair beklentilerinin ve değişim arayışının giderek daha görünür hâle geldiği bir eşik olarak okunmalıdır.


Kaynakça:

[1] https://www.theguardian.com/world/2025/dec/30/iran-protesters-demands-widespread-dissent-currency-living-standards

[2] https://www.bbc.com/turkce/articles/cje123e4ql2o

[3] https://kapdem.org/iran-israil-geriliminin-sonuclari-yapisal-dinamiklere-etkileri/

Bültenimize Abone Olun

https://www.theguardian.com/world/2025/dec/30/iran-protesters-demands-widespread-dissent-currency-living-standards

https://tr.euronews.com/business/2025/12/31/irandaki-protestolar-bu-kez-neden-farkli

https://www.bbc.com/turkce/articles/cje123e4ql2o

https://kapdem.org/iran-israil-geriliminin-sonuclari-yapisal-dinamiklere-etkileri/

İlgili İçerikler

KAPDEM Dijital

Kamu Politikası, Devlet Yönetimi ve Toplumsal Gelişim Merkezi (KAPDEM), Türkiye’de siyaset bilimi ve kamu yönetimi, kamu politikaları ile ekonomik, sosyal, kültürel ve toplumsal konulardaki temel kamusal, yönetimsel/idari/siyasi kararlara odaklı çalışmalar yapmak, projeler geliştirmek ve yenilikçi ve çözüm odaklı yaklaşımlara katkıda bulunmak üzere kurulmuştur. KAPDEM; tamamen bağımsız, tarafsız ve gönüllülük esasına dayalı olarak kurulmuş bir düşünce kuruluşudur. Herhangi bir siyasi parti, çıkar grubu, baskı grubu veya ulusal/uluslararası/ulus ötesi yapı ile organik bir bağı ya da ilişkisi yoktur. Bağımsız ve tarafsız kalmayı temel kuruluş ilkesi olarak benimsenmiştir.

Aboneliğiniz kaydedilemedi. Lütfen tekrar deneyin.
Aboneliğiniz başarıyla gerçekleşti.

BÜLTENİMİZE ABONE OLUN

Yayınlarımız, etkinliklerimiz ve 

duyurularımızdan haberdar olmak için 

abone olun

© KAPDEM 2025 | Tüm hakları saklıdır. İçerikler izinsiz olarak ve kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve başka mecralarda kullanılamaz.